
Şekip Can Gökalp
Merhaba,
Ben Şekip Can Gökalp. Kişisel bloğumda, internet ekonomisi ile ilgili olarak katıldığım etkinlikler, tanıştığım insanlar ve genel olarak sektörde edindiğim gözlemleri bulacaksınız.
Keyifli seyirler.





Dış pazarlara açılmak gerçekten de ince bir iş, ürünün tipine göre çok büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dolayısıyla, her firmanın birbirinden farklı yaklaşımları oluyor bu konuda. Bunun ürün lokalizasyonu, şirket yapısındaki hazırlıklar, pazar payı ve para kazanma gibi farklı farklı yönleri var tabi.
Mesela, Facebook, Netlog gibi kitleye hitap eden ürünler kendi pazarlarında veya ilgili coğrafi bölgelerde belli bir güce ulaştıktan sonra çeviriliyor, yerel bir ekip ancak yeterli potansiyel oluştuktan sonra kuruluyor. Teknolojiye ve daha çok B2B’e bağlı ürünler sunan firmalar, ürünlerini çeşitli dillere çevirmeden önce pazar hazırlığı yapmayı ve de mümkünse çözüm ortakları ile çalışmayı, ardından ekiplerine o bölgelerle ilgili kişileri katmayı tercih ediyorlar. Şirket içi yapıda da bu yaklaşımların yansımalarını görüyoruz. Kimi şirketler olayları departmanlara dağıtmışken (yani o ülke ile ilgili satış, pazarlama ve komünite yönetimi ait oldukları departmanlarda çözülür ve departman şefleri tüm ülkelerden sorumludur) diğerleri ise olayı ülke müdürlerine bağlar ve bir ülke ile ilgili tüm işler ülke müdürlerinden geçerek merkeze ulaşır. Firmaların çeşitli evrelerinde iki çözümün de kendine göre avantajları ve dezavantajları var.
LinkedIn ve Xing de birbirinden farklı konumlanan fakat yine de rakip olmaktan kurtulamayacak kadar yakın iki şirket, iki büyük sosyal ağ. Xing, özellikle Avrupa’da yaptığı alımlar, yayılım politikasının yerel odaklı olması, monetizasyon başarısı ve tabi borsaya açılması ile hacmen daha küçük olsa da, LinkedIn karşısında ciddi bir tehlike arz ediyor. LinkedIn ise son olarak 1 milyara dayanan bir değerlendirmeyle aldığı yatırımın ardından çoğu Amerikan şirketinin gittiği “önce büyüyelim” yolundan yürümeye devam ediyor. Gelir modelleri birbirine yakın; iş ilanları, paralı üyelik ve reklam, fakat uygulamada Xing daha başarılı gibi. Küresellik ve kitle boyutu açısından LinkedIn önde.
Şirketlerden birinin Amerikan, diğerinin Avrupalı olduğunu görmek aslında gerçekten çok basit. Buna güzel bir son örnek olarak, LinkedIn lütfedip 3. yabancı dil olarak Almanca’yı ekledi. Dünya çapında 30 milyon üyesi olan sitenin, şu kalite ve tat olarak porno film/tv shopping videoları arasında bir yerlerde kalan Almanya’ya giriş videosunu izleyin lütfen. İçler acısı.
Tabi böyle bir videonun başarısızlığı firmanın önünde büyük bir engel teşkil etmeyebilir, fakat bu kadar ciddiyetsiz ve kalitesiz bir şekilde Almanya gibi (Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve de en büyük rakibinizin memleketi) bir pazara giriyorsanız, bir sorun var demektir. Fransızca ve İspanyolca dillerini yayına aldıktan sonra nasıl bir süreç yaşandı operasyon tarafında bilmiyorum, ama bu tip bir pazar açılımını anlamıyorum ya da ortada pek de ufak olmayan bir hata var. Bu noktada aklıma iki soru/seçenek geliyor:
Türkiye’ye döndüğümden beri LinkedIn’in gerçek gücünü görmeye başladım diyebilirim. Daha önce etkinliklerde tanıştığım insanları eklediğim bir yerken, şimdi Avrupa ve Orta Doğu’da işler çeviren bir Belçika firmasında, İstanbul merkezli çalışan birisi olarak LinkedIn cidden işimi çok çok kolaylaştırıyor ve önemli bir yer tutuyor diyebilirim. Xing’in Almanya’da bana kattığını, LinkedIn şu anda Türkiye’de katıyor. Sektöre de bağlı olarak (interaktif pazarlama), çok iyi bir penetrasyona sahip olduğunu kabul etmem gerekiyor. Yine de ürün olarak sanırım Xing’i tercih ediyorum hala, fakat onların da Türkiye’deki algıyla ilgili çalışmaları gerekiyor tabi. Netice itibariyle, bir Amerikan firmasının daha ne kadar zayıf şekilde operasyonunu yaymaya çalıştığını görüyoruz. Belki de marka oluşturma konusundaki başarılarına, uluslararası açılım konusunda Avrupalı uzmanlardan alacakları ek gücü ekleseler, çok daha iyi olacak…


Toplam : 4 Yorum var
ozan demirci
February 4th, 2009 at 2:56 pm
Melih Çelik
February 5th, 2009 at 2:18 am
Onur Özdemir
February 5th, 2009 at 2:38 am
Şekip Can Gökalp
February 5th, 2009 at 2:45 pm
muhahahahah vidyo süper!
kafadan the worst of web 2.0
hayır o haritayı ne kadar aramışlar, niye kameranın ışığı arkada patlıyor, niye almanya’yı, avusturya’yı filan en bir az görebiliyoruz? kafalar kapatıyo ortaavrupa’yı, boyu kısa olanla da anca afrika’ya kadar kadraj.
Harika bir yazı olmuş, buna bir de yeni diyebileceğim Pronected’ı ekleyip değerlendirmen mümkün mü? Onlar da hedef olarak uluslararası olmayı istiyorlar sonuçta…
Sekip cok saglam tespitler, tanitimi ilk izledigimde fon muzigine takilmistim, yakin cekim 4-5 insanin ustlerine bluz, pantolon cekip kamera karsisina gecmesi ve Linkedin Almanca yi tanitmasi gercekten gulunc olmus
Arti etrafimdaki 30 Alman da goruyorum ki sadece XING kullaniyor
Teşekkürler yorumlar için.
Pronected hiç kullanmadım, ama bir ara bakmak istiyorum nedir farklılaştıran diye. Girip inceledikten sonra yazabilirim. Öneri için teşekkürler Melih.
Yorumunuz: