
Şekip Can Gökalp
Merhaba,
Ben Şekip Can Gökalp. Kişisel bloğumda, internet ekonomisi ile ilgili olarak katıldığım etkinlikler, tanıştığım insanlar ve genel olarak sektörde edindiğim gözlemleri bulacaksınız.
Keyifli seyirler.





Netlog’a girdiğimden beri, arı gibi çalışan bir iş geliştirme departmanının içinde, daha önce görmediğim derece yoğun bir tempoda günlerim geçiyor. Çalışma metodları, iş yapılan kurumlara olan yaklaşım, açılım yaratıcılığı vs. gibi konularda ufkumu hızla genişleten bir ortam olduğunu söylemeliyim. Avrupa’da sosyal ağlar ekseninde ciddi bir sektör oluştuğunu ve her sosyal ağın farklı farklı modellerle hem krize hem de sosyal ağların karlılığı konusundaki şüphelere karşı savaştığını olayın merkezinden gözlemleme şansı buluyorum.
Buna ek olarak, elimden geldiğince etkinliklere katılmaya devam ediyorum. Bu hafta, Social Networking World Forum’a katılmak üzere Londra’ya geldim. Eş zamanlı olarak yürüyen Mobile Social Networking konferansı ile birlikte dolu dolu bir içeriği olduğunu söylemeliyim. Le Web kadar ihtişamlı olmasa da, SNWF konuşmacıları ve odaklanmış içeriği ile kesinlikle çok faydalıydı. Ağırlıklı olarak monetizasyon konularının ele alınması da tabi iş alanıma birebir uydu. Sosyal medya pazarlaması konusunda Londra’da ne noktaya gelindiğini kısa bir anektodla aktarayım:
P&G “New Marketing Models UK” sorumlusu Emma Jenkins’e bir soru geliyor: Markaların var olan komüniteleri kullanmaları ve kendilerine ait bir sosyal ağ kurgulamaları arasında ne gibi farklar görüyorsunuz? P&G gibi bir markanın temsilcisi olarak Jenkins 2-3 dakika kadar son derece detaylı şekilde iki formatı birbirleriyle karşılaştırıyor. Markalar için mixxt ve Netlog’u karşılaştır deseniz ben de anca bu kadar detaylı bir yanıt veririm diye düşünürken, Jenkins’in marka tarafında duran bir pazarlamacı olduğu gerçeğini hatırlıyorum. Sonra da Türkiye’de görüştüğüm marka müdürleri ve pazarlamacılar aklıma geliyor. Fark büyük.
MySpace’in monetizasyon konusundaki atılımları, tüm sosyal ağ dünyasındaki mikro ödemeye yönelik çeşitli akımlar (Doğu’dan Batı’ya akan) bu konuda daha yapılacak çok şey olduğunu gösteriyor. Yine de bir gerçek kendini açıkça gösterdi diyebiliriz: Sosyal ağların hayatta kalmasının yolu, kullanıcı tabanlı monetizasyondan geçiyor. Gelecekte örneklerini daha da fazla göreceğimiz, oyunlar, hediyeler, ücretli üyelikler, ücretli uygulamalar ve diğer servis sağlayıcılarla yapılan anlaşmalar neticesinde son kullanıcıya sunulan hizmetlerden sağlanan gelir, sosyal ağları gelecekte ayakta tutan ana gelir kapısı olacak. O zamana kadar reklamverenlere bağlı bir ekonomiden söz etmeye devam edeceğiz gibi görünüyor.
Bu konuda çok daha detaylı yazı ve yazılar yazmalıyım aslında, ama maalesef bu aralar bu tarz kısa güncellemelere dönmem gerekecek gibi duruyor. Başka türlü bloğu ayakta tutmam mümkün değil sanırım.
Son olarak Türkiye’den üç kişinin daha konferansta bulunduğunu söylemeliyim. Sürekli şikayet ediyorum bu konuda, bu sefer Xing’den Hakan Gönenli ve Natali Yeşilbahar ile Marjinal PN’den Umut Ersoy da konferanstaydılar. Sevindirici bir gelişme olarak görüyorum. Onlar da izlenimlerini aktarırlar eminim yakın zamanda.


Yorumunuz: