<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şekip Can Gökalp &#187; Analiz</title>
	<atom:link href="http://sekipcangokalp.com/kategori/analiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://sekipcangokalp.com</link>
	<description>Şekip Can Gökalp</description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2009 12:10:29 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bloggerlar ve gazeteciler niye geçinemiyorlar?</title>
		<link>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bloggerlar-ve-gazeteciler/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bloggerlar-ve-gazeteciler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 09:21:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[blogger]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[nur çintay]]></category>
		<category><![CDATA[technorati]]></category>
		<category><![CDATA[tolga tanış]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde Tolga Tanış bir yazı yazdı. Technorati&#8217;nin yayınladığı bir istatistikte 130 milyon kayıtlı blog olduğundan, ama son 4 ayda bunların sadece yüzde 5&#8242;inin güncellendiği aktarmış. &#8220;Blogları terk ettiniz&#8221;, &#8220;daha 10 yıl geçmeden sıkıldınız&#8221; gibi ifadelerle süslemiş yazısını. Köşesinin bir bölümünde de klasik bir &#8220;yazıyı okunabilir kılma&#8221; hilesine başvurup bloggerlara 5 sıfat beğenmiş ve kısa cümlelerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde Tolga Tanış bir <a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12207548&amp;yazarid=322&amp;tarih=2009-08-02" target="_blank">yazı</a> yazdı. Technorati&#8217;nin yayınladığı bir istatistikte 130 milyon kayıtlı blog olduğundan, ama son 4 ayda bunların sadece yüzde 5&#8242;inin güncellendiği aktarmış. &#8220;Blogları terk ettiniz&#8221;, &#8220;daha 10 yıl geçmeden sıkıldınız&#8221; gibi ifadelerle süslemiş yazısını. Köşesinin bir bölümünde de klasik bir &#8220;yazıyı okunabilir kılma&#8221; hilesine başvurup bloggerlara 5 sıfat beğenmiş ve kısa cümlelerle biz bloggerları tanımlamış. Buna göre, çok çalışıyoruz, ısrarcıyız, hızlıyız, huysuzuz, asosyaliz ve dedikoducuyuz. Amerika&#8217;da ciddi bir blogosfer ve medya gücüne ulaşmış bloglar olduğu için, oradaki gazetecilerin etekleri tutuşmuş vaziyette. Ellerinden geldiğince bloggerlarla didişiyorlar. Her zaman gideri olan bir polemik konusu. Dijital vs. geleneksel. Bizim zavallı gazetecilerimiz de benzer şekilde bir yeni çağ polemiğine girmek istiyorlar sanırım, ama karşılarında muhatap alacak bir kitle göremiyorlar. O yüzden de ithal edilen düşmanlarla uğraşıyorlar. Tanış&#8217;ın yazısında bir tane Türk bloggerın adı geçmezken, her sıfat için ayrı bir Amerikan kahramanı belirtmiş. Tabi blog kavramının tanımında yatan ve basının tam olarak kavrayamadığı bazı temel özellikler de bu tarz analitik çıkarımların ancak tercüme yoluyla dilimize aktarılmasının önüne geçemiyor.</p>
<p>Ekşisözlük&#8217;ün medyatikleştiği o müthiş günlerde de sürekli bir köşe yazarı sözlükçülere sararlar ve bu sayede köşelerine hit alırlardı. Ben de Ali Kırca hadisesi hakkında yazdığım bir yazıyı ilgili başlıkta linkleyip 2 günde 10 bin tekili cukkalamanın verdiği hazzı yaşamıştım. Ekşisözlük ciddi bir kefal ordusudur, ama bloglarda bu tarz bir hezeyan yok. Sebebi de merkezi bir dağıtım olmaması. Ortalama bloğun günlük okur sayısı 50&#8242;yi geçmez. Dolayısıyla blogger denen güruha saran gazetecinin doğal yollardan olay yaratması pek mümkün değil. Marketing Türkiye&#8217;den Elif Erman mail atıp konuyla ilgili görüş istemese sanırım ben de bunu yazmazdım. Yani sevgili müstakbel blogger düşmanı gazeteciler, sözüm size: Bizden medet ummayın. Hayal kırıklığı yaşarsınız&#8230;</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-134" title="Fatih Altaylı Twitter'da" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/08/Picture-8.png" alt="Fatih Altaylı Twitter'da" width="618" height="358" /></p>
<p>Zamanında gazetecilik yapmaya heveslendiğim için -girdiğim medya plazalarında gördüğüm içler acısı insan manzaraları karşısında hızla soğumuştum- ufak çaplı bir çevre edinmiştim kendime o camiada, hala görüştüğüm bazı tanıdıklarım var. Çoğunun bloglarla ve blog yazanlarla ilgili görüşleri Tanış&#8217;ın yansıttıklarına yakın. Bloggerlar asosyal tipler olarak görülüyor. İsmini vermeyeyim ama çok sevdiğim bir gazeteci abimin benim bu fikrimle ilgili yorumu şu olmuştu: &#8220;Oğlum biz her gün birbirini doğrayan halkı, cümle kurmaktan aciz politikacıları, her yönüyle cahiller ordusu bir milleti yüzlerce muhabir aracılığıyla gözlemliyoruz. Bu halkın kendini serbest şekilde ifade etmesinin sağlıklı bir sonucu olacağına beni indandıramazsın.&#8221; Türk gazetecilerinin meslekleri icabı böyle bir önyargısı olmasını doğal karşılamak lazım belki de.</p>
<p>Birbiriyle iletişim içinde olan, zamanında Facebook&#8217;u, sonra Twitter ve Friendfeed&#8217;i keşfederek kullanmaya başlayan veteran sosyal medyacılar içinde bile bu araçları doğru düzgün kullananların sayısının ne kadar az olduğunu görünce, daha amatör kullanıcılar tarafından yürütülen blogların veya iletişim kanallarının kimseye bir faydası olmayacağını düşünmekte haksız değiller gibi. Bu düşüncedeki tek bir sorun var aslında. O da blogların kimseye faydalı olmak amacı gütmemesi. Tamamen bireysel, beklentisiz, hazırlıksız ve de vaatsiz bir iletişim aracı olarak bloglar yazarına ve onun umursadığı 3-5 kişiyi çektiği anda görevlerini yerine getiriyorlar demektir. Önceden hazırlığı yapılmış, bir sistematiğe oturtulmuş, konu başlıkları ve ilgi alanları önceden belirlenmiş, kısacası profesyonelce hazırlanmış bloglar var elbette, bunların uzun zaman içinde bir yere gelmesi beklenebilir, ama gelir sağlamaları çok zor olacağı için, direkt olarak blog üzerinden gelir sağlamayı ümit edenlerin bir süre sonra siliip gitmesi kuvvetle muhtemel. Blog bir kendini ifade etme aracıdır, ifade edenle ilgilenmiyorsanız, ifade edilende büyük bir anlam göremiyorsanız, geçer gidersiniz. Ne okuru, ne yazarı size &#8220;Ne ettin birader?&#8221; demez.</p>
<p>Gazetecilerin anlamakta sıkıntı çektiği de bu. Madem kimse okumayacak, kimse vay bee diye eşine dostuna aktarmayacak, neden blog yazarız ki&#8230; Cevabını bloglarda değil, psikoloji kitaplarında aramak lazım bu sorunun. Dereye bir taş atmış olmak için diyelim kısaca. Biz dijital zibidilere çok basit gelen bu tip motifleri anlamakta veya kabullenmekte zorluk çeken geleneksel medya çoğu zaman dalga konusu oluyor. Bu da ayrı bir yazı konusu tabi.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-132" title="Picture 7" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/08/Picture-7.png" alt="Picture 7" width="611" height="338" /></p>
<p>Uzayıp gidecek enteresan bir konu bu aslında. Özellikle de Twitter&#8217;da yakın zamanda başlayan <a href="http://www.trendometre.com/2009/08/02/turk-basininda-twitter-devrimi/">Türk basın mensubu akını</a> bence konuyu çok daha ilginç bir noktaya çekecek. Blog açmak kolay evet, ama sürekliliği son derece zor. Konu bulmak, yazıya dönüştürmek vs. gibi engeller bloglardaki %95&#8242;lik ölülük oranını açıklıyor. Twitter&#8217;da ise bu oranın nispeten daha düşük olmasını bekliyorum. Neler olacağını zaman içinde birlikte göreceğiz. Yazının ana konusuyla ilgili diğer görüşler için Elif&#8217;in 15 Ağustos&#8217;ta çıkan Marketing Türkiye&#8217;de (İP eki) yayınladığı yazıya bir göz atın derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/08/bloggerlar-ve-gazeteciler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Markafoni&#8217;nin geleceğinde de 607 milyon Euro ciro var mı?</title>
		<link>http://sekipcangokalp.com/2009/02/markafoninin-geleceginde-de-607-milyon-euro-ciro-var-mi/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/02/markafoninin-geleceginde-de-607-milyon-euro-ciro-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 15:43:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[brands4friends]]></category>
		<category><![CDATA[e-ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[markafoni]]></category>
		<category><![CDATA[vente-privee]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[Vente Privée, Fransa&#8217;da kurulmuş ve özel markalar ekseninde yaptığı kampanya odaklı ilerleyen, sadece davetiye ile üye olunabilen bir alışveriş kulübü. E-ticaret konusunda fazla ilgili olmasam da, uzun zamandır takip ettiğim şirketlerden bir tanesi. Özellikle aynı modelde işleyen Markafoni&#8217;nin kurulmasından sonra, Türkiye için önemi daha da arttı. Modelin başarısını e-ticaret konusunda uzman kişiler analiz etmeliler bence. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://vente-privee.com">Vente Privée</a>, Fransa&#8217;da kurulmuş ve özel markalar ekseninde yaptığı kampanya odaklı ilerleyen, sadece davetiye ile üye olunabilen bir alışveriş kulübü. E-ticaret konusunda fazla ilgili olmasam da, uzun zamandır takip ettiğim şirketlerden bir tanesi. Özellikle aynı modelde işleyen Markafoni&#8217;nin kurulmasından sonra, Türkiye için önemi daha da arttı. Modelin başarısını e-ticaret konusunda uzman kişiler analiz etmeliler bence. Benim bu yazıda anlatacaklarımla, Markafoni&#8217;nin yakın zamanda yabancı, -ekibin bağlantıları dolayısıyla muhtemelen Avrupalı- yatırımcılar almasının sebebi biraz daha netleşebilir.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/vente-priveecom-designer-brands-for-smart-shoppers_1235228837147.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-112" title="vente-privee-com-designer-brands-for-smart-shoppers_1235228837147" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/vente-priveecom-designer-brands-for-smart-shoppers_1235228837147.jpeg" alt="" width="500" height="257" /></a></p>
<p><strong>2008&#8242;de 28 milyon ürün satılarak 607 milyon Euro ciro yapıldı</strong></p>
<p>Vente Privée, Loic Le Meur&#8217;un her fırsatta gururla anlattığı Fransız başarı hikayelerinden bir tanesi. 2008&#8242;de 300 yeni çalışanı ekibine katarak toplam 900 çalışan sayısına ulaşan şirket, bu süre içinde 28 milyon ürün (tanesi KDV dahil ortalama EUR21,67) satmış. Yapılan 607 milyon Euro&#8217;luk ciro ise 600 milyonluk tahminin üstünde. Vergiler düşünce geriye kalan 507 milyon Euro&#8217;luk rakam, bir önceki seneye kıyasla %46&#8242;lık bir büyüme anlamına geliyor. Aşağıda <a href="http://seedfinance.de">seedfinance.de</a>&#8216;den aldığım grafikte kuruldukları 2002 senesinden beri süregelen büyümeyi daha net görebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/picture-9.png"><img class="alignnone size-full wp-image-111" title="Vente Privee ciro artışı" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/picture-9.png" alt="" width="500" height="205" /></a></p>
<p>2009&#8242;da da büyümenin hızla devam etmesi bekleniyor. Bunun için yine 300 civarında yeni çalışan ve %22&#8242;lik bir büyüme planlanıyor. Şirketin şu ana kadarki en yavaş büyümesi bu sene gerçekleşecek, fakat kriz döneminde fena bir beklenti değil gibi.</p>
<p><strong>Almanya&#8217;da &#8220;küçük&#8221; bir rakip</strong></p>
<p><a href="http://brands4friends.de">brands4friends</a> ismi ile yayında olan Alman rakip ise 25 milyon Euro olarak açıkladığı 2008 cirosu ile hedefin %16.6 altında kalmış. Yüklü bir pazarlama kampanyası yürüten brands4friends, 2009&#8242;da 80 milyon Euro ciroya ulaşmayı ve böylelikle gelir-gider tablosunu dengelemeyi planlıyor. Vente Privée&#8217;nin Almanya&#8217;da yaptığı ciro ise 20 milyon Euro. Enteresan bir sürü rakam.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/brands4friends-marken-zum-freundschaftspreis_1235228859338.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-113" title="brands4friends-marken-zum-freundschaftspreis_1235228859338" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/brands4friends-marken-zum-freundschaftspreis_1235228859338.jpeg" alt="" width="500" height="257" /></a></p>
<p><strong>It takes two to tango </strong></p>
<p>Markafoni ile ilgili ciro bilgisine sahip değilim, fakat <a href="http://www.webrazzi.com/2009/01/26/markafoniye-yabanci-yatirimcilar-geldi/">Arda Kutsal&#8217;ın yazdığı üzre</a>, haftada 4 kampanya ortalama ile ilerliyorlar. Aynı yazıda kampanya başına ortalama 500 ürün satışı olduğundan ve hedefin 1000 olduğundan bahsediliyor. Başlattıkları (arkadaşını davet et 10 lira Markafoni hesabına yatsın konulu) kampanyanın büyük bir başarıyla yeni müşteriler getirdiğini de zaten duyuyorduk.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/markafoni_1235228752742.jpeg"><img class="alignnone size-full wp-image-114" title="markafoni_1235228752742" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2009/02/markafoni_1235228752742.jpeg" alt="" width="500" height="257" /></a></p>
<p>2009&#8242;da kampanya sayısında da ürün sayısı/kampanya oranındaki büyümeye benzer bir hedefe ulaştıkları ve her hafta (8 kampanya ve kampanya başına 1000 ürün) 8000 ürün sattıklarını düşünürsek, yılda 416 bin üründen bahsedebiliriz. Yine bu tip oldukça kaba bir hesapla, Vente Privée&#8217;den elimizde olan ürün başına 21,67 Euroluk ortalama ile 9 milyon Euroluk bir ciro tahmininde bulunabilir miyiz? Neden olmasın? Fransa ve Türkiye arasındaki ekonomik ortam farklılıklarını hesaba katarsak, bu rakam bir miktar aşağıya inmelidir sanırım, fakat her halükarda, bu rakam Vente Privée&#8217;nin ikinci senesinde yaptığı 2 milyonun çok çok üstünde. Sadece genel bir &#8220;canlandırma&#8221; görevi görmekten öteye geçmeyecek rakamlar bunlar tabi.</p>
<p>Bu noktada, hem bu denli bir büyümenin getirdiği kaçınılmaz yük, hem de modelin Avrupa&#8217;da büyük bir başarıya ulaşmış olması ve son derece karlı bir geleceğinin olması, hem girişimci hem de yatırımcı açısından yatırımı -bir nevi- mecburi hale getiriyor. <a href="http://www.webrazzi.com/2009/02/12/almanyanin-e-ticaret-devi-turkiyeye-geliyor/">Otto&#8217;nun Türkiye&#8217;ye giriş yaptığı</a> ve benzer modelleri deneyecek olması muhtemel 2009 senesi içinde, Markafoni&#8217;nin ileri tarihler için düşündüğü bazı hamleleri erkene çekmiş olması ve bu yüzden ekstra nakite ihtiyaç duyuyor olması da önemli bir etken olmuştur diye düşünüyorum.</p>
<p>Bu noktada -henüz- epey spekülatif bir karaktere sahip olan şu soru aklıma geliyor: Markafoni ne kadar zaman içinde el değiştirecek?</p>
<p><em>Not: Yukarıdaki grafiği, Vente Privee ve brands4friends ile ilgili bilgileri aldığım seedfinance.de isimli Almanca bloğu takip etmenizi şiddetle öneririm. Son dönemde ele gelen yazılar yazan birkaç Almanca blogtan bir tanesi.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/02/markafoninin-geleceginde-de-607-milyon-euro-ciro-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LinkedIn artık Almanca; peki sonra?</title>
		<link>http://sekipcangokalp.com/2009/02/linkedin-artik-almanca-peki-sonra/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/02/linkedin-artik-almanca-peki-sonra/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 21:20:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[expansion]]></category>
		<category><![CDATA[linkedin]]></category>
		<category><![CDATA[lokalizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[xing]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[Dış pazarlara açılmak gerçekten de ince bir iş, ürünün tipine göre çok büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dolayısıyla, her firmanın birbirinden farklı yaklaşımları oluyor bu konuda. Bunun ürün lokalizasyonu, şirket yapısındaki hazırlıklar, pazar payı ve para kazanma gibi farklı farklı yönleri var tabi.
Mesela, Facebook, Netlog gibi kitleye hitap eden ürünler kendi pazarlarında veya ilgili coğrafi bölgelerde belli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dış pazarlara açılmak gerçekten de ince bir iş, ürünün tipine göre çok büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dolayısıyla, her firmanın birbirinden farklı yaklaşımları oluyor bu konuda. Bunun ürün lokalizasyonu, şirket yapısındaki hazırlıklar, pazar payı ve para kazanma gibi farklı farklı yönleri var tabi.</p>
<p>Mesela, <a href="http://facebook.com">Facebook</a>, <a href="http://netlog.com">Netlog</a> gibi kitleye hitap eden ürünler kendi pazarlarında veya ilgili coğrafi bölgelerde belli bir güce ulaştıktan sonra çeviriliyor, yerel bir ekip ancak yeterli potansiyel oluştuktan sonra kuruluyor. Teknolojiye ve daha çok B2B&#8217;e bağlı ürünler sunan firmalar, ürünlerini çeşitli dillere çevirmeden önce pazar hazırlığı yapmayı ve de mümkünse çözüm ortakları ile çalışmayı, ardından ekiplerine o bölgelerle ilgili kişileri katmayı tercih ediyorlar. Şirket içi yapıda da bu yaklaşımların yansımalarını görüyoruz. Kimi şirketler olayları departmanlara dağıtmışken <em>(yani o ülke ile ilgili satış, pazarlama ve komünite yönetimi ait oldukları departmanlarda çözülür ve departman şefleri tüm ülkelerden sorumludur)</em> diğerleri ise olayı ülke müdürlerine bağlar ve bir ülke ile ilgili tüm işler ülke müdürlerinden geçerek merkeze ulaşır. Firmaların çeşitli evrelerinde iki çözümün de kendine göre avantajları ve dezavantajları var.</p>
<p><a href="http://linkedin.com">LinkedIn</a> ve <a href="http://xing.com">Xing</a> de birbirinden farklı konumlanan fakat yine de rakip olmaktan kurtulamayacak kadar yakın iki şirket, iki büyük sosyal ağ. Xing, özellikle Avrupa&#8217;da yaptığı alımlar, yayılım politikasının yerel odaklı olması, monetizasyon başarısı ve tabi borsaya açılması ile hacmen daha küçük olsa da, LinkedIn karşısında ciddi bir tehlike arz ediyor. LinkedIn ise son olarak 1 milyara dayanan bir değerlendirmeyle aldığı yatırımın ardından çoğu Amerikan şirketinin gittiği &#8220;önce büyüyelim&#8221; yolundan yürümeye devam ediyor. Gelir modelleri birbirine yakın; iş ilanları, paralı üyelik ve reklam, fakat uygulamada Xing daha başarılı gibi. Küresellik ve kitle boyutu açısından LinkedIn önde.</p>
<p>Şirketlerden birinin Amerikan, diğerinin Avrupalı olduğunu görmek aslında gerçekten çok basit. Buna güzel bir son örnek olarak, LinkedIn lütfedip 3. yabancı dil olarak Almanca&#8217;yı ekledi. Dünya çapında 30 milyon üyesi olan sitenin, şu kalite ve tat olarak porno film/tv shopping videoları arasında bir yerlerde kalan Almanya&#8217;ya giriş videosunu izleyin lütfen. İçler acısı.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="425" height="344" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/T0RHSJ3a5fk&amp;hl=en&amp;fs=1" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/v/T0RHSJ3a5fk&amp;hl=en&amp;fs=1" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Tabi böyle bir videonun başarısızlığı firmanın önünde büyük bir engel teşkil etmeyebilir, fakat bu kadar ciddiyetsiz ve kalitesiz bir şekilde Almanya gibi (Avrupa&#8217;nın en büyük ekonomisi ve de en büyük rakibinizin memleketi) bir pazara giriyorsanız, bir sorun var demektir. Fransızca ve İspanyolca dillerini yayına aldıktan sonra nasıl bir süreç yaşandı operasyon tarafında bilmiyorum, ama bu tip bir pazar açılımını anlamıyorum ya da ortada pek de ufak olmayan bir hata var. Bu noktada aklıma iki soru/seçenek geliyor:</p>
<ol>
<li>Bu eklenen dillerle ilgili bir ekip oluşturulmayacak ve pazarın aktif şekilde üstüne gidilmeyecekse, neden daha hızlı bir şekilde daha fazla dil eklenmiyor? Birkaç bin dolara iyi bir çevirmene site çevirttirebilirsiniz.</li>
<li>Bu eklenen dillerle ilgili aktif bir operasyon yürütülecekse/yürütülüyorsa, kenarda 100 milyona yakın sermayesi olan bir şirket neden bir ofis, 2 tane de adam tutmaz Almanya gibi bir ülke için ve olayı ta SF&#8217;den yürütmeye çalışır? Yürümez&#8230;</li>
</ol>
<p>Türkiye&#8217;ye döndüğümden beri LinkedIn&#8217;in gerçek gücünü görmeye başladım diyebilirim. Daha önce etkinliklerde tanıştığım insanları eklediğim bir yerken, şimdi Avrupa ve Orta Doğu&#8217;da işler çeviren bir Belçika firmasında, İstanbul merkezli çalışan birisi olarak LinkedIn cidden işimi çok çok kolaylaştırıyor ve önemli bir yer tutuyor diyebilirim. Xing&#8217;in Almanya&#8217;da bana kattığını, LinkedIn şu anda Türkiye&#8217;de katıyor. Sektöre de bağlı olarak (interaktif pazarlama), çok iyi bir penetrasyona sahip olduğunu kabul etmem gerekiyor. Yine de ürün olarak sanırım Xing&#8217;i tercih ediyorum hala, fakat onların da Türkiye&#8217;deki algıyla ilgili çalışmaları gerekiyor tabi. Netice itibariyle, bir Amerikan firmasının daha ne kadar zayıf şekilde operasyonunu yaymaya çalıştığını görüyoruz. Belki de marka oluşturma konusundaki başarılarına, uluslararası açılım konusunda Avrupalı uzmanlardan alacakları ek gücü ekleseler, çok daha iyi olacak&#8230;</p>
<ol></ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/02/linkedin-artik-almanca-peki-sonra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NTVMSNBC&#8217;nin internet sitesi oluşu</title>
		<link>http://sekipcangokalp.com/2009/01/ntvmsnbcnin-internet-sitesi-olusu/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2009/01/ntvmsnbcnin-internet-sitesi-olusu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 22:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Gözlem]]></category>
		<category><![CDATA[blog]]></category>
		<category><![CDATA[marka iletişimi]]></category>
		<category><![CDATA[ntv]]></category>
		<category><![CDATA[ntvmsnbc]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada, mashupların, entegre sistemlerin, içerik agregatörlerinin kullanıcıyı çektiği bir yıldan yeni çıktık. Friendfeed gibi sadece diğer servisleri biraraya getirerek içerik ve arkadaş kanallarınızı tek yerde toplamaya yarayan bir servisin yükselişine 2008&#8242;de şahit olduk. Türkiye&#8217;de birbirine yaklaşan bir sektör gözlemledik hep birlikte. Bu birliktelikten çıkan bir çok önemli proje oldu; ajanslar, startuplar, markalar birbirine yaklaştı. Son [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada, mashupların, entegre sistemlerin, içerik agregatörlerinin kullanıcıyı çektiği bir yıldan yeni çıktık. <a href="http://friendfeed.com">Friendfeed</a> gibi sadece diğer servisleri biraraya getirerek içerik ve arkadaş kanallarınızı tek yerde toplamaya yarayan bir servisin yükselişine 2008&#8242;de şahit olduk. Türkiye&#8217;de birbirine yaklaşan bir sektör gözlemledik hep birlikte. Bu birliktelikten çıkan bir çok önemli proje oldu; ajanslar, startuplar, markalar birbirine yaklaştı. Son olarak, özellikle <a href="http://www.marjinal.com.tr">Marjinal</a>&#8216;in bloggerları lansman etkinliklerine dahil etmesi, Warner Bros&#8217;un bloggerlara yönelik öngösterimler düzenlemesi derken, bugün de <a href="http://www.ntv.com.tr">NTV</a> merkez binasında bir blogger-marka buluşmasına daha şahit olduk. Tüm bu teknik ve stratejik etkileşim, internetin sadece insanlar arası değil, yapılar arası etkileşime de imkan sağladığını ve ihtiyaç duyduğunu bize gösterdi bence. Artık bu ekosistemle çok yollu ve çift yönlü bir bağ kuramayan yapılar, beklentisi yükselen internet kullanıcısının alışkanlıklarına gerçek anlamda nüfuz etmekte zorluk çekecek. Bu anlamda, NTVMSNBC&#8217;nin gerçek bir internet sitesi olma yolundaki önemli açılımını anlatmak istiyorum.</p>
<p>Bugün NTV merkez binasındaki toplantıya katılan blog yazarları arasında ben de <a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/471980.asp">vardım</a>. Davetin sebebi yenilenme hazırlıkları süren ntvmsnbc.com sitesini henüz açılmadan bizlere göstermek ve bununla ilgili geri dönüş almaktı. Bir NTV gezisi ardından başlayan toplantı ile ilgili görüşlerime geçmeden önce, kısaca siteye değinmem gerekirse; bence şimdiki halinden çok daha iyi. Benzerlerinin epey üstünde bir kaliteye sahip bir görsellik ve kullanılabilirlik sunuyor. En çok da, internet haberciliğine sayfa dizme mantığını getiren &#8220;değiştirilebilir ilk ekran&#8221; anlayışını sevdim. Özetle, editörler <a href="http://ntvmsnbc.vom">ntvmsnbc.com</a> anasayfasına girince sayfanın ilk karşımıza gelen kısmını, son derece esnek bir şekilde gündemin durumuna göre değiştirebiliyorlar. Bu sayede yazı ve multimedya içeriğini vermenin üstüne, sayfa dizmenin haberciye verdiği gücü de vermiş oluyor. Bu olanaktan, uygulamada ne şekilde faydalanılacağını hep birlikte göreceğiz.</p>
<p><img class="alignnone" title="NTVMSNBC Anasayfa" src="http://www.ntvmsnbc.com/news/298561.jpg" alt="" width="547" height="307" /></p>
<p>Bana göre NTV medya grubunun internet açılımı için daha da önemli genel bir durumu gözlemleyebildiğimiz toplantı ise, beni sitenin kendisinden daha çok ilgilendiriyordu aslında. NTV -bu konuda eleştiriler vardır, ama genel kanı pek değişmeyecektir diye düşünüyorum- Türkiye&#8217;de genel olarak kaliteli TV, kaliteli radyo, kaliteli yayınevi, kısacası kaliteli medya demek. Bunu internete yansıtabilmeleri için, şu anki tüm siteleri değiştirmeleri gerekiyor ki bunu yapıyorlar. Bugünki toplantıda, iki farklı binadan işleyen NTVMSNBC.com ve NTV yeni medya ekiplerini bir arada gördük.</p>
<p>Ekiplerin yöneticileriyle birlikte kalabalık bir şekilde toplantıda bulunmaları, grubun (camiaya son derece yakın olan internet pazarlama müdürü <a href="http://www.muratkahraman.net/">Murat Kahraman</a> ve business developer <a href="http://www.erayendes.com/">Eray Endeş</a>&#8216;in buradaki etkisi önemli olmuştur sanırım) sosyal medyaya bakışındaki ciddiyeti gösteriyordu bence. Fakat bu ciddiyet, 2 yıla yakın süren geçiş/entegrasyon çalışmasının getirdiği bir gerginlik ve savunma anlayışı ile hafif de olsa gölgelendi. İnterneti iyi bilen ve kendilerini ifade etmekte becerikli bloggerların eleştirilerini yanıtlayacak tek bir kişi belirlense ve bu kişi bu insanların dilinden konuşan birisi olsaydı, sanıyorum ki çok daha rahat bir iletişim atmosferi yakalanırdı. Fazlasıyla karışık geçen toplantıda, gerçekten faydalı geridönüşler olduğunu ve NTVMSNBC&#8217;nin bu toplantıdan gerçek anlamda faydalanma şansı olduğunu düşünüyorum. Tabi blog yazarlarına yüzyüze, dürüst ve şeffaf bir şekilde projelerini anlatmaları başarılı bir hamleydi, bunun karşılığını böylelikle aldılar ve daha da alacaklar.</p>
<p>Bugün orada bulunan 15 kadar blog yazarı, artık ntvmsnbc&#8217;nin yeni döneminde en önemli sözcüleri olacaktır muhtemelen. Diğer markaların da üretim süreçlerinde blog yazarlarını ve sağlam müşterilerini dahil etmeleri önemli, ama iletişim konusunda dikkatli olmak gerekiyor. Bugün büyük oranda genç ve açık insanlardan oluşan NTVMSNBC ekibi bile zaman zaman hatalar yaptıysa, diğer markaların bu konuda daha da dikkatli olması gerekecektir. İletişim gerçekten de ince bir iş, yıllar içinde değer sahibi yapılan bir markayı kimin temsil ettiğini doğru belirlemek çok önemli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2009/01/ntvmsnbcnin-internet-sitesi-olusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mobil Sosyal Ağlar Türkiye&#8217;de de 2009&#8242;a ve sonrasına hükmedecek</title>
		<link>http://sekipcangokalp.com/2008/12/2009da-mobil-sosyal-aglar/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2008/12/2009da-mobil-sosyal-aglar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 20:55:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[akaaki]]></category>
		<category><![CDATA[imity]]></category>
		<category><![CDATA[mobil sosyal ağ]]></category>
		<category><![CDATA[mobiluck]]></category>
		<category><![CDATA[nimbuzz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Uzak doğuda tsunami (nasıl kelime oyunu ama) etkisi yaratarak piyasalarda kendine devasa alanlar açan mobil sosyal ağlar, henüz dünyanın kalanında o kadar büyük güce ulaşamadılar. Bunun farklı bölgeler için farklı sebepleri var. Mesela Amerika ve Avrupa&#8217;da dizüstü veya masaüstü bilgisayarlar interneti kullanmanın ana araçları olarak güçlü bir pazar payına sahipler, çünkü genişbant internet -diğer ülkelere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzak doğuda tsunami (nasıl kelime oyunu ama) etkisi yaratarak piyasalarda kendine <a href="http://www.techcrunch.com/2008/12/22/mobile-social-network-gree-lands-a-big-ipo-in-japan/">devasa alanlar açan </a><strong>mobil sosyal ağlar</strong>, henüz dünyanın kalanında o kadar büyük güce ulaşamadılar. Bunun farklı bölgeler için farklı sebepleri var. Mesela <strong>Amerika ve Avrupa&#8217;da</strong> dizüstü veya masaüstü bilgisayarlar interneti kullanmanın ana araçları olarak güçlü bir pazar payına sahipler, çünkü genişbant internet -diğer ülkelere oranla- erken bir şekilde yayılım göstermeye başladığından beri bu aletlere erişim oranı da benzer şekilde yüksek. Bu sebeple en başından beri web tabanlı sosyal ağlar kullanılıyor ve bunların sağladığı <strong>-mobil için zor veya imkansız görünen-</strong> imkanlardan (video, büyük ekran, rahat kullanım, klavye ile giriş vs.) vaz geçmek kullanıcılar için zor oluyor.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2008/12/keiboard-ie.png"><img class="alignright size-full wp-image-72" title="keiboard-ie" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2008/12/keiboard-ie.png" alt="" width="265" height="185" /></a>Genişbant penetrasyonunun düşük olduğu uzak doğu ülkelerinde ise sosyalleşme aracı olarak <strong>önce SMS sonra wap-chat</strong> sistemleri yayılmaya başladı. Cep telefonu tuş takımını ergonomik olarak bilgisayar klavyesine tercih eden bir neslin oluşması büyük oranda buna bağlı. <a href="http://asiajin.com">Asiajin</a>&#8216;in <a href="http://asiajin.com/blog/2008/12/28/teenager-prefer-cellphone-keypad-to-pc-keyboard/">şu</a> haberinde görülen abuk aletler, gerçekten de uzay çağının gelmekte olduğunu gösteriyor gibi.</p>
<p>Diğer yanda, internet penetrasyonunun düşük olduğu ülkelerden biri de Türkiye, ama bizde hem cihaz kalitesi, hem de veri bağlantı ücretlerinin <em>görece</em> yüksek olması, mobil internetin 2.0 servisleri kullanıcıları arasında büyük bir talep görmesini engelliyor. Beni ve bu bloğun çoğu okurunu içine alan<strong> ileri seviye kullanıcılar</strong> için, Facebook, Xing, Friendfeed gibi sosyal ağlar, mobil internet kullanım amaçları arasında e-postadan sonra ikinci sırada geliyor olabilirken, daha düşük yaş ve profil kesitine baktığımızda, bunun mobil eğlence, oyunlar vs. ile sınırlı kaldığını görüyoruz.</p>
<p>Cihaz kalitesinin ortalamada düşük kalışı, yurtdışında yaygınlaşmış olan <strong>uzun vadeli kontrat karşılığı</strong> cihaz alabilme gibi yöntemlerin bizde henüz tam olarak kullanılmamasına bağlanabilir. İlk defa iPhone ile kitlesel bir yayılım gösteren bu tarz kampanyalar, <strong>3G dönüşümü</strong> gerçekleşirken daha da fazla ilgi görecek ve kullanılacak. Yeni cihazların gelmesi ve veri transfer ücretlerinin ucuzlaşması/kullanımının yaygınlaşmasıyla, 2009&#8242;un ikinci yarısından itibaren mobil 2.0 servislerinin ciddi bir büyüme yaşayacağını düşünüyorum.</p>
<p>Geçen hafta duyurulan <a href="http://www.nseries.com/nseries/nokiavine/">Nokia ViNe</a> ile ilgili <a href="http://webrazzi.com">Webrazzi</a>&#8216;de yayınlanan <a href="http://www.webrazzi.com/2008/12/24/nokia-vine-ile-yolculuklarinizi-internette-paylasin/">yazıda</a>, <strong>Arda Kutsal</strong> önemli bir GSM operatörünün bu alanda sağlam bir yatırım içinde olduğunu söylüyordu. Buna ek olarak, Avrupa&#8217;da Türkiye&#8217;ye girmeyi <a href="http://www.mobiluck.com/">bekleyen</a> <a href="http://nimbuzz.com">güçlü</a> <a href="http://akaaki.com">mobil</a> <a href="http://www.imity.com/">servislerin</a> olduğunu, ve de <a href="http://tr.netlog.com/m/index">büyük</a> <a href="http://m.facebook.com/">oyuncuların</a> <a href="https://mobile.xing.com/xing">mobil</a> <a href="http://m.myspace.com/">servislerini</a> <a href="http://m.linkedin.com/">sürekli</a> olarak geliştirdiklerini hesaba katarsak, 2009&#8242;da çok çok hareketli bir alan göreceğimiz kesin. Bu rekabetten tabi ki en karlı çıkanlar son kullanıcılar olacak.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2008/12/facebook-iphone.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-73" title="facebook-iphone" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2008/12/facebook-iphone-291x300.jpg" alt="" width="291" height="300" /></a>Son kullanıcı demişken, şu anda bir <strong>N95</strong> kullanıyorum ve yoldayken, dışarıda beklerken, hatta bazen evde TV karşısındayken <strong>Facebook</strong>, <strong>Xing</strong>, <strong>Friendfeed</strong> gibi sosyal ağ servislerini cep telefonumdan geziyorum. Fotoğrafları aynı boyda göremiyor ve videoları izleyemiyor olmak dışında, pek eksiklik çektiğim söylenemez. Son iki yılda yaşanan <a href="http://www.macworld.com/article/54769/2007/01/iphone.html">arabirim devrimlerinin</a> <a href="http://www.webrazzi.com/2008/12/28/rim-ve-appledan-mobil-cihazlar-icin-iki-patent/">benzer hızla ilerlemesi</a> ve yukarıdaki faktörlerin şartları hepimiz için değiştirmesi halinde, şu anki sosyal ağ anlayışıyla bile şu ankinden çok çok daha fazla insanın 2009&#8242;da mobili de kullanmaya başlayacağı görüşündeyim.</p>
<p>Tüm bu öngörünün içinde, konum odaklı/bağlı servisler ve atılımlar bulunmuyor. Bilgisayar kullanıyorken de kimi zaman dış mekanlarda olabiliyoruz, malum kablosuz sunmayan kafe kalmadı gibi bir şey, fakat cep telefonlarının &#8220;<strong>bilgisayarın yapabildiği herşeyi yapabilmek&#8221;</strong>ten çok daha ileri düzeyde bir kapasitesi var aslında. Cep telefonları, o anda bulunduğumuz noktayla gerçek zamanlı olarak etkileşime geçecek yepyeni bir dünyanın kapısını açıyor. Bulunduğumuz yere yakın mekanlar, hizmetler ve elbette insanlar; arkadaşlarımız. Facebook listemdeki 500 küsür kişi arasında o anda yakınımda bulunanları görebilmek ve onlarla etkileşime girebilmek, bana kalırsa mobil sosyal ağların ve bunlara dahil konum bazlı servislerin yükselişi olacak. Bunların yoğun şekilde kullanılması için belki 2009 sonunu beklememiz gerekebilir, ama geldiklerinde seslerini duyacağımıza eminim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2008/12/2009da-mobil-sosyal-aglar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa tembel, Amerika hırslı, Türkiye ne?</title>
		<link>http://sekipcangokalp.com/2008/12/avrupa-tembel-amerika-hirsli-turkiye-ne/</link>
		<comments>http://sekipcangokalp.com/2008/12/avrupa-tembel-amerika-hirsli-turkiye-ne/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2008 13:34:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şekip Can Gökalp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[atılım]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[leweb]]></category>
		<category><![CDATA[loic le meur]]></category>
		<category><![CDATA[michael arrington]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sekipcangokalp.com/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[LeWeb Avrupa piyasasını Web 2.0 Expo&#8217;dan çok daha başarılı şekilde bir araya getirdi. Bunun belli sebepleri ve bunlara bağlı sonuçları var. Loic Le Meur ve sergilediği yaklaşım sanıyorum ki bunlar arasında en önemlisi. Yaklaşım biraz magazinel olmakla birlikte kesinlikle ihtiyaç duyulan bir infotainment anlayışı barındırıyor içinde. Piyasa içinden ve dışından perde önü insanlarını davet etmesi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LeWeb Avrupa piyasasını Web 2.0 Expo&#8217;dan çok daha başarılı şekilde bir araya getirdi. Bunun belli sebepleri ve bunlara bağlı sonuçları var. <a href="http://www.crunchbase.com/person/loic-le-meur">Loic Le Meur</a> ve sergilediği yaklaşım sanıyorum ki bunlar arasında en önemlisi. Yaklaşım biraz magazinel olmakla birlikte kesinlikle ihtiyaç duyulan bir infotainment anlayışı barındırıyor içinde. Piyasa içinden ve dışından perde önü insanlarını davet etmesi, bir yarışmayla desteklemesi ve de sonunda -bu yazının da konusu olan- bir tartışmaya dönüşecek oranda öne çıkardığı <strong>&#8220;Biz Avrupalıyız&#8221;</strong> fikri.</p>
<p>Avrupa&#8217;yı tek bir ülke olarak görüp, insanları bir çatı altında toplama çabasını ifade edip, sürekli olarak farklı Avrupa ülkelerinden örnekler vererek bu algıyı pekiştirmesi, LeWeb&#8217;in kapanış seansındaki <a href="http://www.ustream.tv/recorded/961885">Gilmore Gang</a> sırasında &#8220;Biz yaşamayı biliyoruz, Amerikalılar en fazla Starbucks&#8217;ta 5 dakika kahve içiyorlar&#8221; <em>deyivermesi</em> ile patlak veren o tartışmayla zirve yaptı. İnsanlara hedef gösterdiğiniz zaman bir araya gelmeleri -bilindiği üzere- daha kolay oluyor, burada ciddi bir ABD vs. AB tartışmasının başlaması, iki tarafa ait kimsenin birey bazında karşı tarafla iş yapmasını engellemeyecektir tabi, ama tartışma en azından yüzeysel bir fraksiyon oluşumunu gerçekleştirdi gibi duruyo.</p>
<p><a href="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2008/12/2839477577_b1e922936c.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-36" title="Soldan Sağa; Yossi Vardi, Michael Arrington, Loic Le Meur" src="http://sekipcangokalp.com/wp-content/uploads/2008/12/2839477577_b1e922936c.jpg" alt="" width="500" height="375" /></a></p>
<p>Ventee Prive ve Meetic gibi iki Fransız devini örnek gösteren Le Meur&#8217;a karşılık, <a href="http://www.crunchbase.com/person/michael-arrington">Michael Arrington</a>&#8216;un argümanları son derece net: Google, Yahoo, Ebay. Arrington&#8217;a göre Avrupalı bir başarı öyküsü olan Skype&#8217;ın Amerikan Ebay&#8217;e satılmış olması da Amerika&#8217;nın üstünlüğünü gösteren işaretler arasında. Bu üstünlüğün arkasında Arrington&#8217;a göre Amerikalıların kazanmayı sevmeleri ve çok çalışmaları yatıyor, buna karşın Avrupalılar zengin, rahat ve dolayısıyla tembel. Uzak doğudaki bazı firmaların başarıları da aynı hırs ve kazanma azmine bağlanıyor bu tartışma içinde.</p>
<p>Olayın sadece çalışma azmine bağlanması ancak kasıtlı bir körlüğün, yani tipik kazanan körlüğünün getirisi olabilir. <strong>Amerika</strong> bir kitlesel medya kolu olarak görebileceğimiz internette de tüm diğer medya tiplerinde olduğu gibi <strong>dünya lideri</strong>. Bunun sebebi tüm diğer alanlarda olduğu gibi ekonomik güce ve yüz yıl öncesine dayanan bir aritmetiğin getirisi. Amerika dışındaki firmaların Amerikan pazarında kabulü veya Amerikan bloglarında yer bulması bile son derece güç. Buna ek olarak, tüm global medya içeriğinin Amerika&#8217;da üretiliyor olması, <strong>Hollywood ve MTV etkisi</strong>nin dünyanın kalanında görülmesi ve de elbette Amerikalıların bu avantajı -doğal olarak- ellerinden bırakmak istememelerinden kaynaklanan şiddetli bir yok sayma anlayışı olması da cabası. Yani neticede iş bağlantıları ve stratejik atılımlar çoğu startupın ömrünü gerçekte belirleyen şey oluyor. Bu böyleyken bir Estonyalının gidip Amerika&#8217;da başarılı olması son derece zor. Avrupa&#8217;nın dev ekonomileri bile, ABD ile kıyaslandıklarında küçük kalıyorlar ve yatırımlar konusunda dönen rakamları karşılaştırdığımızda, ciddi bir fark görüyoruz. Silicon Valley etkisini de unutmamak gerekli tabi. Dünya&#8217;daki bütün başarılı servislerin neredeyse İstanbul kadar bir alana yayılmış olan bu vadiden çıktığını düşünürsek, oralarda gerçek bir <strong>lobi</strong> ve networking faktöründen söz etmek mümkün olacaktır.<br />
<small><a style="color:#0000FF;text-align:left" href="http://maps.google.com/maps?f=q&amp;hl=tr&amp;geocode=&amp;q=silicon+valley&amp;sll=37.0625,-95.677068&amp;sspn=42.716829,93.164063&amp;ie=UTF8&amp;t=h&amp;ll=37.466139,-121.212158&amp;spn=2.09275,3.515625&amp;z=8&amp;iwloc=addr&amp;source=embed">Daha Büyük Haritayı Görüntüle</a></small></p>
<p><strong>Peki Türkiye olarak biz neredeyiz?</strong></p>
<p>Kitleselliğin, milyonlarca insana bir içerik/servis sunarak fayda sağlamanın ve bunu paraya çevirmenin esas olduğu bu yeni ekonomide biz nerede duruyoruz? Çoğu sektörde olduğu gibi, burada da sanıyorum ki en önemli açılım uluslararası bağlantılarla yakalanabilecek. Türkiye piyasasının ticari olarak değer arz ettiği artık su götürmez bir gerçek. Girişimcilerin eğitimi, lobi faaliyetleri ve eski ekonominin büyüklerinin yeni ekonomiyi anlamaları ve değerlendirmeleri en önemli üç etken. Bu sayede iyi, uzun vizyonlu ürünler çıkartılabilir, dünyada etkin şekilde duyurulabilir ve de finansal olarak güçsüz kalmayacaklardır. Bu konuda birçok atılım yapıldığını söyleyebiliriz, o yüzden işlerin hızla iyiye gittiğini düşünüyorum. Öte yandan, yeterince hızlı olmadığımız da ortada. Geçen sene <strong>Doğu Avrupa</strong>&#8216;dan bir iki mucize dışında fazla isim ve gelişme duymazken, bu sene LeWeb&#8217;de ilk üçe 2 firma soktuklarını gördük. <strong>Orta Doğu</strong>&#8216;da batıya en yakın duran ülke olmamıza ve de Araplarla son derece kuvvetli ticari ilişkilerimiz olmasına rağmen, <strong>Kuzey Afrika</strong> ve <strong>Orta Doğu</strong>&#8216;ya baktığımızda oraların bile hızlı bir yeşerme içinde olduklarını görüyoruz. Bence her sene Türkiye&#8217;den 5 firmayı <strong>Amerika</strong> ve <strong>Avrupa</strong>&#8216;daki bu etkinliklerdeki yarışmalarda temsil edecek kaliteye ulaştırabilmeliyiz. Global bir vizyon ve bilgi birikimi var, bunun ne kadarı Türkiye piyasasına uygulanabilir bu meçhul, ama global bir girişimci ve oyuncu olmak istiyorsak, global dünyada daha fazla yer almak zorundayız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sekipcangokalp.com/2008/12/avrupa-tembel-amerika-hirsli-turkiye-ne/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
